ALEVİ KAMUOYNA DUYURU!
Cuma, 28 Ağustos 2015 09:43

ALEVİ KAMUOYUNA DUYURU!

Değerli Canlar ;

ABF ,PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ ve bize bağlı kurumlara  son dönemde bilinçli her türlü saldırılar yapılmaktadır.

Çünkü ; Ortadoğu’da ,Mezopotamyada’ yaşadığımız coğrafyada, yaşanan savaş bu savaşın temel amacının hegomonik güçler ,yeniden düzenlemeler yapmaktadır.

Yerel, despot yapılar ve kayıp olan veyahutta bu yeni oluşumlarda iktidarlarını kalıcı kılmak için kendi dışındaki etnik ve inançsal yapıları yok etmeye inançlarını ve yaşam biçimlerini dayatmaya çalışıyor.Tabi en önemlisi demokrasi ve özgülük mücadelesini veren güçler (Mısır’da,Suriye’de,Irak’da  Türkiye’de , ve İran’da) oluşturulmak istenen sisteme karşı hem direnmekte hem de yok sayılmalarına ,yok edilmelerine karşı mücadelesinde yerini almaktadır.

Aleviler bu süreçte daha önce defalarca toplumsal haklarımızı elde edebilmek için hem örgütleniyoruz hem de mücadelemizi demokrasi güçleri ile birlikte vermeye çalışıyoruz.

Bundan dolayı gerek iktidar ve devlet bizi görmezlikten gelmeye ve yok saymaya devam ediyor. Gelişen mücadelemizi durduramayınca sistemin içine çekerek veya kendinin oluşturduğu veya oluşturmaya çalıştığı Hızır paşalar kanalıyla güçsüzleştirmeye çalışıyorlar.

Biz biliyor ve bilincindeyiz daha dün Koçgiri’de Dersim’de Maraş’ta Sivas’ta ,Çorum’da bizi katledenler 12 Eylül’den beri  mevcut siyasal iktidar devlettir.

Bizlerin direncini ve mücadelesini kırmaya çalışanlar başaramayınca, psikolojik ve yayın yoluyla bir kirletme, hiçleştirme yoluna gidiyorlar.

Bu  toprakların kadim inancı olarak çok iyi biliyoruz  ki devletlere ve iktidarlara gözümüzü kapattığımız anda 2 Temmuz Sivas Katliamında yaşadığımız  gibi katlediliyoruz.

Biz Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren cumhuriyet ve cumhuriyetin kazanımlarına inanmışız.

Cumhuriyetin kurucu anayasasında ve meclisinde de varız ama 1924’ten itibaren tekçi-sünni mezhepini dayatarak bizi yok saymaya ve yasaklamaya başlamışlardır.O tarihten itibaren bizim kadim inancımızı kanaat önderlerimiz ve pirlerimiz var olunca inancımızı yaşatmaya çalışıyorlar.

1920’de sonra  ilk defa Alevilerin toplumsal taleplerini yasal ve anayasal eşit yurttaşlık haklarını demokrasi mücadelesi içinde sunmaya ve savunmaya çalışması için aleviler adına parlamentoya gitmeleri her iki siyasal partide geçmiş dönemde veya şubelerimizde üye ve yönetici parlementerler bulunmaktadır. Bizler bu canların duruşlarından inançlarından taviz vereceklerine inanmıyoruz.(“ben Aleviyim  diyen Müslüm Doğan inanç ve öğretimizin temsilcisi olduğunu çalışmalarında bu süreçte hiçbir şekilde taviz vermeyeceğini canımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna duyururuz”.)

Onları hiçleştirmek toplum vicdanında kabul görmelerini kabullenmeyenler veyahutta iktidarları içselleştirmiş bireyler Alevilerin hak mücadelesini demokrasi güçleriyle birlikte vermeyi kabullenmeyenler , saldırıya geçmiştir.

Biz aleviler ülkemizde yaşanan savaş bu savaşta asker cenazelerimizin Cemevlerimizden kaldırılmasını bile kabullenmeyen iktidarların bize bakışlarının açık göstergesidir.

Tabi ki görüşmeler müzakereler yapacaklar bunları yaparken açık net  gerek kurumları ile gerek kamuoyunun bilgilenmesi gerekir ki üzerimizde oynan oyunlara karşı alevi toplumu duyarlı davransın .

 

Kısaca diyoruz ki artık toplum vicdanında kamuoyunda ibadethanemizin cemleri olduğunun artık ocaklarımızın dergahlarımızın bizlere teslim edilmesini toplumsal haklarımızın anayasal ve yasal yurttaşlık haklarımızın verilmesini istiyoruz.

 
BİZ ALEVİLER SİZE SAVAŞ YAPTIRMAYACAĞIZ!
Çarşamba, 19 Ağustos 2015 21:09

BİZ ALEVİLER SİZE SAVAŞ YAPTIRMAYACAĞIZ!

Bu gün, Dünyada ve Ortadoğu da sürdürülen emperyalist savaş, ışıt çeteleri eliyle ülkemizde de sahnelenmekte ve emekçi halkımızın çocukları ülkemizin dört bir yanında bu savaşa kurban edilmektedir. Her gün gencecik çocukların cenazeleri yurdumuzun dört bir yanına omuzlar üzerinde taşınmakta ve anaların yüreğini yakmakta, kan ve göz yaşı bir birine karışmaktadır.

Bu gün düzenden ve yaşananlardan rahatsız olan , sistemle barışık olmayan ve en demokratik hak talebinde bulunan halkımıza karşı bir terör havası estirilmektedir. Her an Ülkemiz sokaklarında adeta devlet terörü ve sivil faşist saldırılar yaşanmakta.

Ülkemizde yaşayan tüm halkların ve toplulukların bu coğrafyada kardeşçe yaşamaktan başka dertleri yoktur, savaşa karşı olan,kardeş kardeşi vurmasın diyen tüm dinamiklere ve biz Alevilere karşı hayata geçirilen sindirme ,susturma ve korkutma politikalarını sahneye koyan sistem,en temel taleplerimize dahi şiddetle cevap verilmektedir.

Gazide ibadethanemiz gaz bombaları ve plastik mermilere hedef yapılmakta. Alevi köyleri gerici güçler tarafından fişlenmekte, metropollerde alevi evleri işaretlenmekte, bomba süsü verilmiş düzenekler kurulup, hatta kurum başkanlarımız kurşunlanmaktadır. Yaratılmaya çalışılan bu korku ve kaos ortamında bizlerin düzene ve sisteme biat etmemiz istenmektedir.

Sınırlarımızın dibinde ve sınırlarımızın bir kısmında halen devam eden kirli savaş bir çok inancın ve bu inancın sahiplenicilerinin ,  tarihin ,doğanın , yaşlı genç binlerce insanın katledilmesine ve binlercesinin de ülkemize göç etmesine neden olmuştur. Kapitalist sistemin devamını sağlayan,  silah tüccarlarının kar hırsını artıran bu kirli savaş en çok da biz Alevileri ilgilendirmektedir. Bunun için kirli savaşa dur dememiz gerekmektedir.

Silahlarla, ölümlerle, işkencelerle gelecek yaşamı insanlığın kara lekesi olarak görüyor, hangi gerekçe ile olursa olsun savaşı redediyor, savaş istemiyoruz. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP savaş, halklar barış istiyor. Barışı ve kardeşliği toplumun tüm kesimlerinin ortak karar ve iradeyle vereceği mücadelenin sonunda  inşaa edeceğiz.

O zaman ,diyoruz ki, Kadınlar,İşçiler,Gençler,Öğrenciler,Köylüler,Aleviler,Sünniler,Türkler,Kürtler,Gürcüler,Lazlar,Çerkezler ve Araplar çağrımız sizedir. Sessimize ses, gücümüze güç olun. AKP'nin askeri olmayın.

Yaşanan kirli savaş cenazelerin kutsallığını da ortadan kaldırmıştır. Çatışmada öldürülen bir kadın gerilla,çırılçıplak bir aracın arkasına bağlanarak yerlerde sürüklenmiş,ölü bedene hunharca işkence yapılmıştır.İnsanlığın bittiği yerdeyiz.

Ülkenin Cumhur başkanı , hükümet edenler, AKP ve yandaş medya sürekli namustan söz ederken, öldürülen bir Kürt  kadını olunca, namusu da,mahremiyeti de ahlakı da bir kenara atarak, ölümün ve kanın üzerinden siyaset yapmaktadırlar.

Son bir kez daha haykırıyoruz. Varto'da, Dersim'de ve başkaca illerde özel güvenlik bölgesi ilanı, bölge halkına  savaş ilanıdır. Bunun sonucu da askerin ,polisin,köy korucularının rast gele katliamlar yapması insanları öldürmesidir. Bunun için,kirli savaşa asker olmayın.

Kadim topraklarda bin yıllardır barış ve kardeşlik içinde yaşadığımız inançlar ve halklar bu gün açlık yoksulluk, ötekileştirme ve asimilasyona tabi tutulmaktadırlar. Bu kirli ve zalim oyuna bizler örgütlenerek ve gücümüzü kitleselleştirerek dur demeliyiz. Bu gün buna sessiz kalmak , kendi sonumuzu bu günden onaylamaktır.

Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun en vurucu “silahı” her zaman olduğu gibi, farklılıkların barış içinde bir arada yaşamasını savunan barış iradesidir! Yüzyıllardır farklılığı yüzünden binlerce evladını kaybeden biz, bugün bizi ve diğer tüm farklılıkları tehdit eden bu savaş tehdidine karşı sesimizi en gür perdeden çıkarmak zorundayız.

Ülkemizin asli ve kurucu unsurları olan biz aleviler ne zalimin zulmüne biat ettik ne de Hızır Paşalara teslim olduk. Herkes şunu iyi bilsin ki Kerbela da teslim olmayan bir kuşağın evlatlarıyız. Dün teslim olmadık bu gün de teslim olmayacağız. Biz Aleviler, savaşı reddediyoruz, insanlığı ve barışı kapsamayan hiç bir oluşumun yanında olmadık. Olmayacağız. Yalnızca Vicdanımızın sesidir dinlediğimiz; bu sese kulak verin!.

1 Işıt ile mücadele maskesi adı altında,Kürtlere,Devrimcilere,Sosyalistlere,Demokratlara,Siyasilere ve emek mücadelesi verenlere dönük baskı, gözaltı ve tutuklamalara derhal son verilip, tutuklular serbest bırakılsın.

2 Parlamento acilen çalışmalarına başlayarak ülkenin barış ve kardeşlik ortamına dönük gündemleri hayata geçirsin.

3 ülkemiz sınırlarında ve komşu ülkelerde cihatçı çetelere yapılan desteklere derhal son verilsin.

4 Tüm mezhep,inanç,ırklar ve halklara karşı yürütülen kirli savaşa son verilmeli.

5 Sınır ötesi ve ülke içindeki tüm operasyonlara son veriler çatışmasızlık ortamına dönülsün.

6 Kadın düşmanı , cinsiyetçi söylemlere derhal son verilsin.

7 Irkçı, katliamcı, ötekileştirici ve nefret dili terk edilsin,barışın ve kardeşliğin dili konuşulsun

Silahlar sussun ölümler dursun!...

Barış hemen şimdi!...

Savaşa karşı inadına barış!..

Yaşasın halkların ortak barış mücadelesi!...

 

ABF ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU VE BİLEŞENLERİ

 
CANLAR,DOSTLAR
Cuma, 14 Ağustos 2015 12:12

CANLAR,DOSTLAR

Aralarında Hrant Dink, Rakel Dink ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Milletvekili Erol Dora’nın da bulunduğu, yaklaşık 1500 çocuğa ev sahipliği yapan Kamp Armen olarak bilinen Tuzla Çocuk Kampı’nın yıkılmasına karşı başlatılan direnişin 100. gününde nöbet tutanlar bir grubun saldırısına uğradı.

2 kişinin yaralandığı saldırı sonrası saldırıya uğrayanlar ve Kamp Armen de direniş nöbeti tutanlar karakola giderek saldırı hakkında yasal ilemlere başvurdular.

Yetim Ermeni çocuklarının yetiştiği Tuzla Ermeni Yetimhanesi Kamp Armen yıkılmak isteniyor. Kampın yerine lüks villalar yapılması planlanıyor. Sistem ülkemizin tüm kaynakları gibi Kamp Armen'i de sermayeye peşkeş çekerek ,Ermenilerin tarihini bu yolla ortadan kaldırmak istiyor.

Ülkemizde yaşayan tüm azınlıklara ve onların mallarına uygulanan el koyma,yağmalama ve talana karşı bizler Aleviler olarak sessiz kalmayacağız.

Ülkemizde yaşanan bu talana ve yağmaya karşı direnen ,insanlığın onurunu ve tarihini korumaya çalışanlara yapılan saldırıyıda nefretle kınıyoruz.

Bunun için bizler Kamp Armenin acilen sahiplerine Ermenilere verilmesini,sladırganların bir an önce yakalanarak gerekli cezalara çarptırılmasının gerektiğini kamuoyuna duyuruyoruz.

Bizlere ve ülkemizde yaşayan azınlıklara karşı yapılan siyasi linç,ötekileştirme,etkisizleştirme politkalarını tanımıyoruz.

Toplumsal bir barış ve insanca yaşam ortamının sağlanması için ,ülkemiz de yaşayan tüm azınlıkların haklarını savunmaya , bu saldırı ve imha politikalarına karşı topyekün birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

ABF ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU GENEL MERKEZİ

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ

ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ

 

 

 
ALEVİLER BARIŞ İSTİYOR SONUÇ BİLDİRGESİ
Cumartesi, 08 Ağustos 2015 14:57
Biz, 08 Ağustos 2015, Ankara’da bir araya gelen,Türkiye ve Avrupada ki Alevi,
Bektaşi, Kızılbaş toplulukların örgütlü Alevi kuruluşları kamuoyuna duyururuz
ki
Oğulların, kızların, evlatların huzur içinde gözlerini yummuş ana babalarının
cenazelerini sırtlanacağı bir ülke umudundan, ana babaların kanlı gözyaşlarıyla
oğullarını ve kızlarını toprağa verdiği günleri yaşıyoruz yine.
7 Haziran seçim günlerinde, millet iradesinin biricik adres olacağını iddia
ederken aynı zamanda demokratik parlamenter sistemin olağan bir parçası olan
tüm toplumsal muhalefete yönelik saldırılar, muktedirlerin iktidarı kaybetmeleri
halinde neler yapabileceklerinin bir provası mahiyetindeydi. Seçim sürecinde
“verin 400 milletvekilini, bu iş tatlılıkla, huzur içinde bitsin” diyerek sözüm ona
millete saygı duyanlar milletin iradesini rehin almaya giriştiler. Tek başına
iktidarı kaybettikleri anlaşılınca, Suruç katliamından bugüne kanlı oyunlarını
sahnelemeye giriştiler.
Kendisi gibi olmayan herkesi “kafir” ve “katli vacip” gören ve yok edilmesinde
hiçbir beis görmeyen, IŞİD vahşetine silah, kan ve can taşıyan, ülkemizi bu
vahşi örgüt için yol geçen hanına çeviren, bu katliam örgütlenmesiyle kirli ticari
ilişkiler kurmakta hiçbir sınır tanımayan  AKP iktidarı, ana yurdunu bu vahşiler
sürüsüne karşı dostlarıyla birlikte, canla başla savunan Kürt toplulukların elde
ettiği zaferi kendi yenilgisi saymakta da bir an bile tereddüt etmedi. Beş gün
içinde Şam’da Emevi camiinde namaz kılma hayallerine, Kobane’nin üç gün  de
düşeceği rüyasını ekleyenlerin hayallerini ve rüyalarını bu katliam
örgütlenmesine karşı yurtlarını savunanlar bir kabusa çevirdi. Ulusal ve uluslar
arası düzeyde işlediği suçları ancak tek başına iktidar ve tek adam yönetimiyle
gizleyip aklayacağı hesabını yapanların hesaplarını, dillerine pelesenk ettikleri
millet iradesi bir anda paramparça etti.
Eğer bugün kurşunlar insanların bedeninde, ateş annelerin yüreğinde ise, alevler
ormanlarımızı, dağlarımızı yakıp kavuruyorsa, Silopi’de perdesi kımıldayanın
camları kurşunlanıyorsa bunun nedeni Türkiye’deki tüm toplulukları birbirine
düşman etmek isteyen ve meşruluğunu tümüyle yitirmiş bulunan AKP
iktidarının bizi içinde savrulmamız için tıkmaya çalıştığı bu karanlık tüneldir.
Biz, Alevi örgütlerinin temsilcileri, işte içinden geçtiğimiz bu karanlık tünelin
savrulmalarında yok olmamak için aydınlığı, umudu ve ufuktaki ışığı görmek
için bir araya gelmiş bulunmaktayız.
Açıkça ilan ederiz ki ülkemizin içine sokulduğu bu karanlık dünyanın başlıca
sorumlusu gayrı-meşru AKP iktidarı ve bu iktidarı tek adam diktatörlüğü için
1
hayati bir basamak olarak kullananlardır. Bu iktidarın kanlı siciline her gün yeni
sayfalar eklenmektedir. Bu şebekenin 13 yıllık iktidarında yapmayı en iyi bildiği
şeyin  ayrmcılık, ötekileştirme, nefret ateşinin harlandırılması, düşmanlaştırma
politikaları olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu politikanın kurbanları olanlar, en
başta Aleviler olmak üzere din ve inançları bakımından farklı olanlar, en başta
Kürtler olmak üzere etnik kimlikleri bakımından farklılığına sahip çıkanlar,
farklı cinsel yönelim ve tercihlerini baskı görmeden yaşama hakkını ileri
sürenler, engelliler ve kendi yaşam tarzlarına karışılmamasını isteyen tüm
kesimler, elbette, hepsinin üstünde ve ötesinde kadınlardır. Bu iktidar yalnızca
farklı kimlikleri bir kan deryası içinde boğmaya yönelmemekte, aynı zamanda
Türkiye işçi sınıfına karşı da topyekün bir katliam girişiminde bulunmaktadır.
Soma, Ermenek gözle görünür örnekler iken, gözle görülmeyen hesabı bile
tutulmayan işçi cinayetleri herkesin hatırındadır ve gözlerimizin önündedir.
Özetle AKP iktidarı iktidarını korumak için toplumun tüm kesimlerine açık bir
savaş ilan etmiştir. Bu savaşı meşrulaştırmak için de her kritik anda yardımına
koşan MHP’nin ve ırkçı saldırganlığın ipine sarılmaktadır.
Milliyetçiliğin ipiyle kuyuya inenler o kuyudan yoksul halk çocuklarının kanlı
cenazelerini sırtlanıp çıkma peşindedir. Kendi kanlı tarihlerini, katliamcı
sorumluluklarını yoksul halk çocuklarının cenazelerine örtülen ve her ulusal
birliğin kutsalı sayılan bayraklara sararak gizlemek isteyenler, bayrağın
sürekliliğiyle, kendi katliamcı zihniyetlerini de bu ülkede daim kılmak istiyorlar.
Onlar da biliyor ki dünyanın hiçbir bayrağı, gencecik evlatlarımızın dökülen
kanlarının bir damlasını ve o kanlı ellerin sorumluluğunu örtmeye yetmez.
Şimdi ülkemiz sınırları içinde sahnelenmeye çalışılan bu kanlı oyunun yıllardır
AKP desteğiyle, sınırlarımızın dışında sahnelendiğini biliyoruz. Bu kanlı
eylemlerin somut örneklerini; sınırımızın hemen ötesinde IŞİD tarafından
kurulan köle pazarlarında esir alınan, satılan, başı kesilen, kurşuna dizilen,
evlere kapatılan, yerinden yurdundan silah ile göç ettirilen fiziki ve psikolojik
şiddete maruz kalan, aç susuz bırakılan, “Selefi Akım” hediye olarak verilen
Ezidi, Alevi, Nusayri, Şebek, Şii, Süryani, Hıristiyan, Dürzi vb. toplumsal
grupların yaşamın her alanında insan yerine konulmayan kadın, çocuk, yaşlı,
genç, bugün tarihin en büyük zulmü ile karşı karşıya kalanları hiç kimseye
unutturamayacaktır.
Bu günkü IŞİD ve Selefi Akımın’ın uygulamalarını yarının Türkiyesi’nde
görmek istemiyorsak hep birlikte insanlığa yönelik şiddete, zulme, baskıya,
dışlanmaya karşı güçlü ve etkin bir mücadele vermeliyiz. Bu ödev, sorumluluk
2
ve görev hepimizin ortak borcu ve çabası olmak zorundadır. Aksi takdirde yarın
hiçbirimiz bu vebalin altında kalkamayız.
Birçok ülkede katliamlar ve toplu ölümler, artık modern dünya tarafından
kanıksandı, normal gibi algılanmaya başlandı. Gelişmiş toplumların, az gelişmiş
dünyadaki katliam ve ölümlere karşı duyarlılığını yitirmesi, çok tehlikeli bir
döneme girdiğimizin kanıtıdır. Kaygımız, katliamların bizim toplumumuzda da
kanıksanması ve sıradan bir durum gibi algılanmaya başlamasıdır. Ülkemizde bu
kanıksama, kısa erimli ve dar siyasi çıkarlar için yükselen savaş çığırtkanlığı ve
nefret söylemi ile el ele yürüyor.
Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun en vurucu “silahı” her zaman olduğu
gibi,farklılıkların barış içinde bir arada yaşamasını savunan barış iradesidir!
Yüzyıllardır farklılığı yüzünden binlerce evladını kaybeden biz, bugün bizi ve
diğer tüm farklılıkları tehdit eden bu savaş tehdidine karşı sesimizi en gür
perdeden çıkarmak zorundayız. Başta tüm müslaman topluluklar olmak üzere,
tüm dünya bilmelidir ki muktedirlerin savaş çığırtkanlığı ve savaş oyunlarına
karşı, savaşa karşı cihat, en büyük cihattır! Kendi nefislerinin iktidar soluğuyla
gırtlağına kadar dolu olanlar bugün barış için mücadele veren tüm kesimleri
bastırmaya çalışarak meydanı savaşa terk etmeye çalışmaktadırlar.
Bizim inancımız, insanı başa alan bir inançtır, en ağır suç saydığımız eylem ise
cana kastetmektir. Bu nedenle Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumu hem kendimize
yönelen tehditlere karşı, hem de ülkemizde ve komşularımızda yaşanan kanlı
gidişe, bu kanlı gidişi normalmiş gibi görmeye ve göstermeye çalışanlara karşı
ayak diremeliyiz.
Bu savaş çığırtkanlığının bir piyonu olmayı reddediyoruz!
Bir an önce çatışmaların durmasını ve daha fazla kan akmamasını istiyoruz!
İnsanların temeli ne olursa olsun, farklılıkları nedeniyle katledilmesine hayır
diyoruz.
Türkiye toplumu barış iradesine sahip çıkmalıdır. Bilinmelidir ki barış yoksa,
adı, sıfatı ne olursa olsun, hiçbir özgürlük de olmayacaktır! Barışa sahip çıkmak
farklılıklarımıza, kimliklerimize, özgürlüklerimize sahip çıkmaktır! Bu
doğrultuda tüm sivil toplum kuruluşlarını ve tüm siyasi kurumları sorumluluğa
ve göreve davet ediyoruz. Bilinmelidir ki kendi yaralarımızla yüzleşmeyi
reddederek, yaralarımızı ve utançlarımızı gizlemek için halkın bağrında yeni
yaralar açarak bu ülkeye barış gelmeyecektir.
3
Toplumlar gruplar arası görüşmeler yoluyla çözülmeyecek sorun yoktur. Yeter
ki taraflar arasında bu konuda irade olsun. Bölgemizdeki halkların dostu
ülkelerin ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası kurum ve
kuruluşların, toplumsal gruplar arası sorunların barışçı yoldan çözülmesine
yönelik bir girişim başlatmasını, en azından çatışan taraflara bu konuda uyarı ve
telkinlerde bulunmasını arzularız.
Alevi – Bektaşi- Kızılbaş Kuruluşları olarak Türkiye kamuoyuna sunduğumuz çalışma
planlarımız:
1. Sağlıklı bir barış ve diyalog ortamının tekrar gelişebilmesi için tarafların ivedilikle
ellerini tetikten çekmelerini talep ediyoruz.
2. Alevi Bektaşi-Kızılbaş Kuruluş temsilcilerinin oluşturduğu “Barış ve diplomasi
kurulunun” oluşması ve ulusal ve uluslararası düzeyde girişimde bulunulması
3. Ortadoğu Balkanlar ve Türkiye Alevi Topluluklarının katılacağı bir barış konferansı
düzenleyecektir.
4. Oluşturulan heyetin TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin olağanüstü toplanması
yönünde girişimlerde bulunması. Meclis’te temsil edilen dört siyasi partinin Grup
Başkanvekillerinden randevu talep edilecek ve Alevi – Bektaşi toplumunun ve
ülkemizin içinde bulunduğu türbülanstan bir an önce çıkması için kaygı ve
önerilerimizi sunacağız.
5. Ülkemizin birçok yerinde devam eden orman yangınlarının bir an önce söndürülmesi
ve yenilerinin bir daha yaşanmaması için Meclis kampüsünde merkezi bir yere ‘barış
fidanı’ dikilmesi için gerekli girişimler yapılacak. Aynı şekilde, 81 ilin kent
merkezlerine de ‘barış fidanı’ dikilmesi için talepte bulunulacak.
6. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı başında ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin
tamamına yönelik ulusal ve evrensel barışın anlamına, önemine ve birlikte yaşama
kültürüne ilişkin bir genelgenin yayımlanması için gerekli girişimlerde bulunacaktır.
7. Bu metin başta Meclis Başkanı, Milletvekilleri, Siyasi Partiler, Elçilikler, Üniversitesi
Rektörlükleri, AB bünyesinde bulunan değişik kurumları olmak üzere ilgili tüm
kesimlere gönderilecektir.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
Alevi Bektaşi Federasyonu
Alevi Dernekler Federasyonu
Alevi Vakıflar federasyonu
Hacı Bektaş veli Anadolu Kültür vakfı
Demokratik Alevi Dernekleri
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri
Alevi Kültür Dernekleri
VE Tüm Alevi Örgütleri
 
DOSTLAR YOLDAŞLAR CANLAR GENEL BAŞKANLARIMIZA YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ
Cuma, 07 Ağustos 2015 16:35

DOSTLAR YOLDAŞLAR  CANLAR

GENEL BAŞKANLARIMIZA YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Baki DÜZGÜN,Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ve Yurdanur DÜZGÜN İstanbul dan Ankara ya yarin yapılacak olan ''Aleviler Barış İstiyor'' konulu toplantıya katılmak üzere kara yolu ile seyahat ederken, Gerede Ankara arsında  araçları hedef alınarak aracın tekerine uzun namlulu silahla ateş açılmıştır.Başkanlarımız saldırı yerinden hızla  uzaklaşarak yara almadan kurumumuza ulaşmışlardır.. Olayı yapanları nefretle kınıyor Sayın Genel Başkanlarımıza ve Yurdanur DÜZGÜN ‘e geçmiş olsun diyoruz.

Hedef alınan kurum başkanlarımız ve Alevi toplumu üzerinde oynanmaya çalışılan bu kirli oyun yine bizler tarafından boşa çıkartılacaktır.

İçine çekilmeye çalışıldığımız bu kirli savaş, bizi ve kurumlarımızı barış ve birlikte kardeşçe yaşama talebinden ve ısrarından asla vazgeçiremeyecektir.

Barışta ısrar insan olmakta ısrardır

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 264
Laik ve Bilimsel Eğitim için 8 Şubat'ta Kadıköy'de Mitingdeyiz!..
13 Şubat'ta uyarı boykotundayız...
aleviRAPOR

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 37 konuk çevrimiçi

İstatistikler

Üyeler : 2274
İçerik : 1399
Web Bağlantıları : 9


.