Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sn. Kemal KILIÇDAROĞLU’unun bulunduğu aracında içinde yer aldığı CHP konvoyuna yapılan bu VAHİM saldırıyı düzenleyenleri, arkasındaki güçleri ve destekleyen zihniyeti en sert biçimde kınıyor ve lanetliyoruz.
Cuma, 26 Ağustos 2016 10:40

 

 

Her gün savaş tohumları saçılan bu topraklarda Ülkemiz sıkıntılı bir süreçten geçmektedir. Biz Aleviler olarak emekten, barıştan, eşitlikten, özgürlükten, yaşam hakkından ve gerçek demokrasiden yana olan inancımızla;

Artvin’e gitmekte iken İçinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sn. Kemal KILIÇDAROĞLU’unun bulunduğu aracında içinde yer aldığı CHP konvoyuna yapılan bu VAHİM saldırıyı düzenleyenleri, arkasındaki güçleri ve destekleyen zihniyeti en sert biçimde kınıyor ve lanetliyoruz.

Barışın, kardeşliğin ve eşitliğin tesis edildiği demokratik Türkiye kurmak dileklerimizle.

25.08.2016

Baki DÜZGÜN

ABF GENEL BAŞKAN

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

BİLEŞENLERİ ADINA

 

 
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU HEYETİ OLARAK, BUGÜN ANTEP KATLİAMINDA KAYBETTİĞİMİZ CANLARIN AİLESİNE DAYANIŞMA ZİYARETİNDE BULUNACAĞIZ.
Salı, 23 Ağustos 2016 08:53

Alevi Bektaşi Federasyonu heyeti olarak, bugün Antep katliamında kaybettiğimiz Canların ailesine dayanışma ziyaretinde bulunacağız.

Heyettekiler;

ABF Genel Başkanı: Baki Düzgün

Genel Başkan Yardımcıları;Sevim Yalıncakoğlu,Yılmaz Demirdelen

Pir Sultan Abdal Kültür Dern. Genel Başkan Yardımcısı;Cuma Erçe

Örgütlenme Sekreteri;Turgay Özkan

 
ELİ KANLI ŞERİATÇI CİHATÇI ÇETELER BU SEFER DE ANTEP’DE KÜRTLERİN, ARAPLARIN, ALEVİLERİN VE SURİYELİ GÖÇMENLERİN YOĞUNLUKLU YAŞADIĞI YOKSUL VE EMEKÇİ BİR MAHALLEDE SOKAK ORTASINDA YAPILAN BİR DÜĞÜNÜ HEDEF ALAN ALÇAK ZİHNİYET ONLARCA CANI KATLETTİ.
Salı, 23 Ağustos 2016 07:59

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Eli kanlı şeriatçı cihatçı çeteler bu sefer de Antep’i kana buladılar. Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve Suriyeli göçmenlerin yoğunluklu yaşadığı yoksul ve emekçi bir mahallede sokak ortasında yapılan bir düğünü hedef alan alçak zihniyet onlarca canı katletti. Evlere ve yüreklere kor gibi ateş düştü. Çocuklarımızın gelecek umutlarını kararttılar. Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlülüğü olarak öncelikle bu insanlık dışı saldırıyı, bu saldırıyı gerçekleştiren zihniyeti ve bu zihniyetin büyütülüp palazlanmasını sağlayan siyasal anlayışı nefretle kınadığımızı belirtmek isteriz. Hakka yürüyen çoluk, çocuk, kadın erkek onlarca canımızın devirleri daim olsun. Yakınlarına ve Türkiye halklarına başsağlığı diliyor ve yararlılara acil şifalar diliyoruz. Bu tür acıları çok kere yaşamış Aleviler olarak, yakınlarını kaybeden canlarımızın acılarını hissediyor ve acılarını yürekten paylaşıyoruz.

14 yıllık AKP hükümeti döneminde ortaya konulan kamplaştırıcı, ötekileştirici, inkârcı ve imhacı siyaset ve iflas etmiş olan dış politika ülkemizi tam anlamı ile Ortadoğu karanlığına itmiştir. İçeride cemaatçi çetelerin en etkili kurumları ele geçirmesine seyirci kalan ve tüm uyarılarımıza rağmen Suriye politikasında cihatçı, şeriatçı güçleri destekleyip palazlanmasına hizmet eden siyasetin sonucunda onlarca katliam yaşandı. Darbe girişimleri gerçekleştirildi. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yol ve yöntemlerle çözümü yerine çatışma, imha ve inkârı esas alan politik süreç tercih edildi. Sonucunda da durum içinden çıkılamaz bir hal aldı. Dinsel gericiliğin yaşamın her alanını sarıp sarmalaması ile birlikte bu çeteler halk içinde ciddi anlamda taban ve destek buldu. Her olayın ardından kandırıldık, yanıldık, Allah bizi ıslah etsin türü açıklamalar siyasal iktidarın sorumluluğunu asla hafifletemez. Suruç, Diyarbakır, Adana, Ankara Gar, Kızılar, Merasim Sokak, Taksim, Lice, Cizre, Nusaybin ve daha adını saymakla bitiremeyeceğimiz katliamların ardından tek bir yetkilinin istifa etmemesi, kimsenin görevden alınmaması hükümetin meseleye bakış açısını ortaya koymaktadır.

Suriye’de sözüm ona demokratik muhalefeti destekleme adı altında Selefi ve Vahabi guruplar desteklenmiş, silah ve mühimmat desteğinin yanı sıra ülkemizde üsler kurmalarına izin verilmiş, yaralıları tedavi ettirilmiş ve askeri eğitim almaları sağlanmıştır. Ülkemiz sınırları adeta yol geçen hanına çevrilmiştir. Defalarca uyarmamıza rağmen en küçük bir geri adım atılmamıştır. Yaşanan katliamlar yeteri kadar soruşturulmamış ve asıl sorumlulara ulaşılması engellenmiştir. Meclis araştırması önergeleri iktidar partisi milletvekilleri oyları ile reddedilmiştir. Kürt sorunu ve Alevi sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü esas alan politikalar yerine çözümsüzlüğü esas alan politikalarda ısrar edilmiş ve özellikle Kürtlerin yaşadığı şehirler yerle bir edilmiştir. İç savaşın tırmanması ve ülkeye yayılması için sanki bilinçli olarak zemin hazırlanmıştır. Emperyalizmin bölgedeki planları bir bir uygulamaya konurken AKP hükümeti iç barışı sağlamak yerine bu projelerin önünü açacak ve kolaylaştıracak yöntemleri devreye sokmuştur.
Gazeteler kapatılıyor, yazarlar, çizerler, sanatçılar tutuklanıyor veya işten atılıyor ama IŞİD ile ilgili ciddi bir operasyon gerçekleştirilmiyor. Bu örgütten bahsedilirken örgütün ismi diğer örgütlerle birlikte sayılarak örgüt sıradanlaştırılıyor ve terör örgütü ifadesi bile ağızlardan zorla çıkıyor. IŞİD yerine DAEŞ ismi tercih edilerek bu örgütün şeriatçı kimliği gizlenmek isteniyor.

FETÖ ile sürdürülen kapsamlı mücadele bile ilan edilen OHAL ile yön değiştiriyor adeta siyasi hedeflerine ulaşmak için bahane olarak kullanılıyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği örgütlülüğü olarak acilen OHAL uygulamasının sonlandırılmasını, demokratik ortamın en kısa sürede sağlanmasını, iç barışın bir an önce hayata geçirilmesini ve laik demokratik bir Cumhuriyetin tesisi için bütün kesimlerin bir arada ortaklaştığı bir zeminin oluşturulmasını talep ediyoruz. Bu ülkenin asli unsurlarını dışlayarak yapmaya çalıştığınız Anayasanın da kurduğunuz “Milli Cephe”nin de bir faydası olmayacaktır. Şeriata ve savaşa karşı laikliği, barışı, özgürlükleri ve demokrasiyi esas almalıyız.
Son söz olarak Antep’te rengi, dili, inancı ne olursa olsun katliama maruz kalan canların acılarını acımız biliyor ve yanlarında olduğumuzu kamuoyu aracılığı ile ilan ediyoruz. Yaratılmak istenen iç savaşın karşısında olacağız, “düşmanımın düşmanı dostumdur “ fikriyatını reddediyoruz. Türkiye halklarının tam hak eşitliğinden yana tavrımız nettir. Gerici ve şeriatçı örgütlenmeye karşı tüm halkları uyanık olmaya ve ülkemizin daha fazla bataklığa sürüklenmesini birlikte önlemeye çağırıyoruz. Başta hükümet olmak üzere tüm sorumluları hesap vermeye ve istifa etmeye davet ediyoruz. Hepimizin başı sağ olsun. Hak bize böyle acıları bir daha göstermesin.

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

 

 

 
ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ
Salı, 23 Ağustos 2016 07:55

ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ

AKP İKTİDARI: EMEKTEN, ÖZGÜRLÜKLERDEN, BARIŞTAN, GERÇEK DEMOKRASİDEN YANA OLMADIĞINI BİR KEZ DAHA İSPATLAMIŞTIR.

Can’lar Yol’daşlar

Her fikrin, her görüşün âdil bir şekilde ifade bulacağı iç ve dış barışı esas alan, çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı bir yapıyı kapsayan güvenli demokratik ülke, özgür yaşam, adil, eşit yurttaşlıklı bir toplum amacından yana olmadığını maalesef AKP iktidarı bir kez daha ispatlamıştır. İspatlamanın dışında emekten, özgürlüklerden, barıştan, gerçek demokrasiden yana var olabilecek iyimser yaklaşımları ve buna dair umudu da bitirmektedir.Üstüne üstlük 81 ilde OHAL uygulamasının hayata geçirilmesi ve kanunlara aykırı K.H.K’lerle güçlü bir demokrasinin inşa edileceğine inanmamızı istiyorlar.

MİT ve Genelkurmayın saraya bağlanmasıyla Sokağa çıkma yasaklarının uygulanmasıyla Toplantı gösteri ve yürüyüşlerin men edilmesiyle, Basın, ifade özgürlükleri ve propaganda faaliyetlerinin sınırlandırılması, Kişi hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması, Sendikal hak ve özgürlüklerin tasfiyelerini K.H.K kanunsuzluklarıyla meşrulaştırılmıştır.

Can’lar Yol’daşlar

AKP bir Cemaatler koalisyonudur. Bir Cemaati tasfiye ederken "Diğer cemaatler müsterih olsun" diyerek Fetullahçıların yerini diğerlerini dolduracağını açık açık ilan ederlerken adeta cadı avına başlamışlardır. Bu avdan 'muhalifler' de nasibini almaktadır. Bu iktidarın şehitlere saygı, birlik, beraberlik gibi gerekçelerle Yenikapı’da yaptıkları güç gösterisine katılmayı reddetti diye bir ses sanatçısının bütün konserlerini durduruyorlar. Yetmiyor hedef gösterip saldırtıyorlar. Üniversitelerden “barış bildirileri” imzalamış bilim insanlarını çıkartıyorlar. Şehir Tiyatroları’ndan “Sendika Üyesi” sanatçıları atıyorlar. Ve her geçen günde Kamu kuruluşlarında çalışan muhalif isimlerin ‘cadı avı’na kurban edildiği örnekleri artıyor. Eğitim Sen’li öğretmen, Gezi doktoru, yönetmen tasfiye edilmiştir. Kürt gazetecileri tutup tutup hapsediyorlar. Polisin baskın yaptığı Özgür Gündem Gazetesi binasında gazetecilere darp ediyorlar. İstanbul 8.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “Terör Örgütü” Propagandası yaptığı iddiasıyla kapatıldı. Özgür Gündem Gazetesini kapatıyorlar.

Daha önce bakanları, başbakan yardımcıları, meclis başkanları, belediye başkanlarıyla “Hoca Efendi, Hoca efendi” diyerek saygıda kusur etmeden devletin her kurumuna taşıyan, yerleştiren ve ortaklık etikleri bir kişi ve cemaati şimdi iblisleştirip gerçek bir bilinçlenmenin yaratılmasını bilinçli bir şekilde engellemek istemektedirler. Yıllardır gayet planlı, programlı olarak devleti bölüştüler. Son ana kadar dayanışarak olağanüstü güç kazandılar. Kitleleri dinle uyuşturup maddi manevi borçlandırarak biat ettirme formülüyle çalıştılar. Artık tek başına mutlak iktidar olma vakti geldiğinde de doğal olarak çatışma başladı.

Şimdi hepsi "kandırıldık" diyorlar. Peki, biz NİYE KANDIRILMADIK..!

Bir kez daha hatırlatalım ALEVİLİK: “FETÖ’cü” diye gözaltına alınan sorguda fenalaşıp, hastaneye kaldırılıp, kurtarılamayarak ölen bir öğretmene cenazesi için araba bile verilmeyen cenaze namazını bile kılmayan imamlarınızın bulunduğu bir din’e saygı duyan bir inançtır. Bu da bilene

Evet, Dostlar Yoldaşlar BİZ ALEVİLER OLARAK İç ve dış barışı esas alan çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı bir yapıyı kapsayan demokratik ülke, özgür yaşam, adil, eşit yurttaşlık taleplerimizden vazgeçmeyeceğimizi bildirirken herkesi evrensel insan hakları ve hak hukuka uymayı davet ediyoruz.

Özgür basın susturulamaz…//

17.08.2016


Baki DÜZGÜN

 

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU GENEL BAŞKAN’ı

 
DARBE DÜZENİNİ ARATMAYACAK HAK’IN, HUKUK’UN, ADALET’İN OLMADIĞI BİR OHAL İSTEMİYORUZ
Çarşamba, 27 Temmuz 2016 14:19

DARBE DÜZENİNİ ARATMAYACAK HAK’IN, HUKUK’UN, ADALET’İN OLMADIĞI BİR OHAL İSTEMİYORUZ

Her zaman diyoruz ve tekrar ediyoruz. Darbelerle mücadele bir demokrasi mücadelesidir. Darbeler halka karşı işlenmiş suçlardır.

Darbe girişimi aklı başında her insan, demokratik kitle örgütleri, tüm emek, demokrasi ve barış güçleri gibi tarafımızdan da nefretle kınanmıştır. Kınamaya da devam etmekteyiz.

Darbe girişiminin tüm faillerinin, iç ve dış ne varsa tüm ilişkilerinin açığa çıkarılması ve halka saldıran darbecilerin yargılanması ve hukuk sınırları içinde cezalandırılması gerekmektedir.

İktidarın; anti demokratik uygulamalara, darbelere ve devlet içinde yuvalanmış çeteyle mücadele edilmesi için devreye soktuğu OHAL’in Meclis’in devre dışı bırakıldığı, yasama yetkisinin Bakanlar Kuruluna devredildiği ve ülkenin Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetilmesi anlamına gelmemesi gerekmektedir.

Üstelik bunun bir politik güç ya da odak tarafından açıkça ifade edilmesi hayati önemde değil midir?

Yakın tarihimize baktığımızda ezilenlerin, mazlumların, emekçilerin, hak arayanların, demokratik kitle örgütlerinin,  demokrasi güçlerinin ve barış isteyenlerin OHAL uygulamalarına dair anlatabileceği ve hatırlayacağı iyi anıları yoktur. Çünkü tanık olduğumuz tarih ve geçmiş bize öğretti ki OHAL uygulamaları “demokrasinin askıya alınmasıdır.” Çünkü her OHAL dönemlerinde baskı artmış; hürriyetler askıya alınmıştır. Bu bilinmekte ve kanıtlanmıştır.

Bu da halkların ve emekçilerin; demokratik haklarının, özgürlük ve barış taleplerinin susturulması anlamını da taşımaktadır.

OHAL’in hukuktaki yeri ve aldığı dayanağı gereğince kamu güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle;

—Sokağa çıkma yasaklarının uygulanması,

—Toplantı gösteri ve yürüyüşlerin men edilmesi,

—Basın, ifade özgürlükleri ve  propaganda faaliyetlerinin sınırlandırılması,

—Kişi hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması,

—Sendikal hak ve özgürlüklerin tasfiyesi

—Mevcut anayasanın rafa kaldırılması ve evrensel ilkelerinin uygulamadan kaldırılması

Bu OHAL uygulamasının toplumun tüm kesimlerine yönelik bir cadı avının başlangıcı olacağına dair işaretler şimdiden alınmaya başlamıştır.  OHAL ilanının üzerinden 24 saat geçmeden, grevdeki Avcılar Belediyesi işçilerinin direniş çadırının hemen kaldırılması sürecin nasıl ilerletileceğinin apaçık  “ilk” kanıtıdır.

OHAL'de ilk kararname: Gözaltı süresi uzatıldı

Olağanüstü Hal uygulamasının yürürlüğe girmesinin ardından ilk kararname yayınlandı. 35 sağlık kurum ve kuruluşu, bin 43 özel öğretim kurum ve kuruluşuyla özel öğrenci yurdu ve pansiyonu, bin 229 vakıf ve dernek, 19 sendika, federasyon ve konfederasyonla 15 vakıf yükseköğretim kurumu kapatıldı. Gözaltı süresi de bir aya kadar uzatıldı. Görevden alınan memurlar bir daha kamuda istihdam edilmeyecek. Kapatılan okul, üniversite, yurt, sağlık kuruluşu, vakıf ve dernek gibi kurum – kuruluşların sayısı 2 341 i buldu. “Yarsav” da kapatılanlar arasında. Yargılamalar için “olağanüstü” koşullar getirildi. Tutuklular aileleriyle 15 günde bir ve sadece 10 dakika telefonla görüşebilecek.

Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı, darbe girişimi sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışan kamu emekçilerinin üstleri ve çantalarının işyerlerine girerken arandığını, mesai saatleri içerisinde de mehter marşı ve Erdoğan’ın seçim şarkısı Dombra’nın kamu emekçilerine dinlettirildiği bilgisini vermiştir.

Rus medyasında yayınlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’i, yere serili Türk bayrağının üzerinde resmeden karikatürü bir sosyal iletişim sayfasında paylaştığı iddiasıyla “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ve “devletin egemenlik alametlerini aşağılama” suçlamalarından hazırlanan iki ayrı dosyadan Mahkeme, Sanatçı Ali Sesal’ın tutuklanmasına karar vermiştir.

Baktığımızda İktidar operasyonlarının hedefi, darbeciler ve darbeden ders çıkarmak yerine aslında  ‘KENDİNDEN OLMAYAN HERKESE’ özellikle Emekçilere, Aydınlara, Sanatçılara, Sosyalistlere, Kürtlere ve Alevilere baskılarını artırarak keyfi uygulamalar yapmaya devam ederek bu darbeyi, saldırıyı ideolojik ve siyasi bir kazanıma dönüştürme peşinde gözüküyor…

Kendi resmi ideolojisini devletin resmi ideolojisi haline getirmek için fırsat kollayan AKP’ye karşı demokrasi talepleri hayata geçirilmelidir.

Hükümetin ve Cumhurbaşkanlığı kurumunun başarısız darbe girişimini dayanak alarak gerici, baskıcı, faşizan bir rejim inşasına müsaade edilemez.

Görünen köy kılavuz istemez…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hocalarla, müezzinlerle, imamlarla yaptığı çağrıyla sokağa dökülenlere demokrasi aşığı vatandaşlar olarak tanımlamasından güç alan polis eşliğinde 20 yaşındaki gariban askerlerin başını kesen, linç eden, üstlerine işeyen, kemerlerle döven IŞİD vs. vs benzeri kılık kıyafetli AKP yandaşları pervasızca fütursuzca saldırılarının şiddetini artıracaklar gibi görünüyor.

Saldırılar, suikastlar, cinayetler artacak ve üstelik bunları destekleyen kanunlar çıkartılarak hukuku hiçe sayarak baskıcı politikalara devam edileceği aşikârdır.

Zaten OHAL ilan edilmeden önce de gazete basma, toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkının engellenmesi, haber sitelerinin sansürlenmesi gibi hak ihlallerini yaşıyorduk ama şimdi sansürlerle, yasaklarla şiddeti destekleyen ve cinayetleri koruyan yasalarında çıkarılacağı kuşkusu bile giderilememiş ve daha çok artmıştır.

Üstelik şu ana kadar yaşananlar ise siyasi iktidarın, darbelere karşı halk duyarlılığını kendi amaçları için istismar etmeyeceğine dair güvence vermemektedir.

Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Malatya Paşa köşkü Mahallesi'ne provokasyon ve saldırılardan sonra da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi’ne gece kimliği belirsiz kişiler tarafından ateş açılmıştır. Buna benzer bir başka yerde benzer olayların olmayacağının garantisi yoktur.

Özet olarak:

23 Temmuz 2016 tarihinde Alevi Bektaşi Federasyonumuzun kurum, kuruluş, bileşenlerimizle yaptığımız toplantıda oy birliğiyle alınan kararımızdır…//

Darbeler halka karşı işlenmiş suçlardır. Darbelerle mücadele bir demokrasi mücadelesidir. Buna inancımız tamdır. Zaten demokratik kitle örgütleri, tüm emek, demokrasi ve barış güçlerinin kınadığı darbeyi kınadık, tasvip etmedik ve Biz Aleviler olarak darbe düzenini aratmayacak bir OHAL ile AKP’nin kendi rejimini kalan yerden yeniden ve daha ileriye götürerek inşa girişimine karşı:  Laik-Demokratik bir Türkiye Eşit Yurttaşlık, Özgür Yaşam ve Barış Mücadelesini sürdüreceğiz…

Hakk’ın, Hukukun, Adaletin yanında daima olacağız…

“Gerekiyorsa da kendimizi, kurumlarımızı korumaktan ve sahip çıkmaktan da asla vazgeçmeyeceğiz”

Çünkü bu bizim meşru müdafaa hakkımızdır.

23.Temmuz 2016 Ankara

 

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

YÖNETİM KURULU ADINA

GENEL BAŞKANI

BAKİ DÜZGÜN

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 275
Laik ve Bilimsel Eğitim için 8 Şubat'ta Kadıköy'de Mitingdeyiz!..
13 Şubat'ta uyarı boykotundayız...
aleviRAPOR

Giriş Formu



Kimler Sitede

Şu anda 9 konuk çevrimiçi

İstatistikler

Üyeler : 2499
İçerik : 1468
Web Bağlantıları : 9


.